Kehanet Gecesi – Paul Auster

Paul Auster okudukça New York‘a gitmek, Brooklyn’de gezinmek istiyorum. Aslında çok anlamsız bulduğum spor müsabakaları bile ilginç geliyor. (Auster beyzbol sevdiğinden, neredeyse her kitabında beyzbol lafı geçiyor) Kehanet Gecesi, ismi itibariyle mistik veya gerilimli bir kitap izlenimi yaratsa da, aslında bir arayış hikayesi. Mistik yönü bol bol tesadüf yaşanmasından, gerilim yönü ise hayatın stresli yönleriyle karşılaşan karakterlerden ileri geliyor.

Auster’in tüm kitaplarını okumak istiyorum. Aslında bazen hangisini okudum, hangisini okumadım karıştırıyorum. Çoğunlukla aynı atmosferde geçiyor kitapları, belki sadece Son Şeyler Ülkesinde daha farklı bir havadaydı. Karakterlerin başlarına tuhaf şeyler geliyor. Bunlar fantastik değil, şaşırtıcı, “olmaz olmaz demeyin” türünden şeyler. Hemen durumu kabullenip, bu dünyaya girmemizi sağladığı için yazarı takdir ediyorum. Kehanet Gecesi de diğer Auster kitapları gibi, son sayfaya kadar “Acaba neler olacak?” diyerek okuduğum bir kitaptı.

Kehanet Gecesi
Kehanet Gecesi

Okurken, kendimle ilgili sevimsiz bir gerçeği de farkettim: Erkeklerin kendilerinden genç kadınlarla olan ilişkileri beni müthiş sinirlendiriyor. Bu bir kitap karakteri de olsa kızıyorum. 19-20 yaşında bir kızla ilişkisi olan erkeği duyunca veya okuyunca, durumu bir türlü anlamlandıramıyorum. “Bir iki yıl önce olsa bu ilişki ahlaksızca bulunurdu, ancak bir yıl içinde çocuk bir anda kadın oldu, öyle mi? Bu şimdi meşru mu?” diye sinirleniyorum. Bunun altından kendimle ilgili kabullenemediğim bir durum veya farkında olmadığım bir kıskançlığın hikayesi çıkacak herhalde, ancak ne yazık ki henüz kendimi psikolojik olarak bu açıdan tahlil edemiyorum.

Kişisel kısmı bir yana bırakınca, Paul Auster iyi bir yazar, Kehanet Gecesi de “roman içinde roman” türünün güzel bir örneği. Tekdüze ilerlemiyor ve farklı küçük hikayeleri birleştiriyor. Tavsiye ederim.

Notlar:

  • Kitabı Yaz Okuma Şenliği “Bir iki kitabını okuyup külliyatını okumayı gönlünüzden geçirdiğiniz bir yazardan bir kitap” kategorisi kapsamında okudum. Böylece kendime 10 puan yazıyorum. 248 sayfa. (Her şey bitince okuduğumuz sayfa sayısı dört basamaklı bir sayıysa ilk iki hanesi, beş basamaklı bir sayıysa ilk üç hanesi toplam puanınıza eklenecekmiş, puan kazanmak ne işe yarıyor emin değilim aslında ama diğer katılımcılara göre puanım ne olacak merak da ediyorum)
  • Kitapta geri dönüşler dipnotlar şeklinde verilmiş, daha önce başka bir yazarın bu yönetimi böyle yoğun kullanıldığını görmemiştim, hoşuma gitti.
  • Gilmore Girls dizisini hatırlar mısınız? Dizideki karakter Rory Gilmore, her bölümde elinde kitapla görülüyordu, kitap kurdu bir kızdı. Rory’nin okuduğu kitaplardan biri de Kehanet Gecesi. Rory Gilmore “meydan okuması” yaparsanız, listenizde olmalı. Rory Gilmore Book Challenge ‘a bir göz atabilirsiniz.
  • Can Yayınları’nın kitabının son sayfalarında, çevirmen İlknur Özdemir’in Paul Auster’la New York’ta gerçekleşen görüşmesini bulabilirsiniz. Röportaj ve Auster izlenimleri okumaya değer. Yine de “vay be çeviri ne harikaydı” diyemeyeceğim, zaten kimsenin İlknur Özdemir çevirileri için böyle dediğini de duymadım.
  • Yine de… En sevdiğim tür distopya olduğundan, benim için halen en iyi Paul Auster kitabı Son Şeyler Ülkesinde.