Germinal – Émile Zola

Germinal, Fransa’daki maden işçilerinin dramını anlatan acıklı ve ne yazık ki gerçekçi bir roman. 1885’de yayımlanmış. Sinema ve televizyon uyarlamaları da mevcut. Kitabın gerçekçiliğini Zola’nın cenazesine katılan maden işçilerinin “Germinal” diye tezahürat yapmalarından da anlayabiliriz. Acı gerçekleri ortaya koyan bir roman.

Soma’da yaşadığımız facia sonrası kitap bloglarında Germinal okunmuştu. Bu dönemde elimi atamamıştım. Ben de Yaz Okuma Şenliği listeme dahil ettim. Kitabın başlarında fakirliğin hatta fakirlik de değil, açlığın ve hayvan gibi yaşamanın anlatılması okuyucu sarsıyor. Öyle bir yaşam ki insanlar ahlak, din gibi konulara pek kafa yormuyor, yoramıyor. Her gün madene iniliyor, kadınlar ve çocuklar dahil, birkaç kuruş alıyorlar ki karınları doyabilsin. Evlerde üst üste yatıyor, aynı sularda tekrar tekrar banyo yapıyor, aynı yataklarda uyuyorlar. Bir kiracı daha alabilmek için mahremiyeti düşünmeden yatak odalarını yabancılara açabiliyorlar. Kızlar ergenliğe girer girmez birisinden hamile kalabiliyor, evlenmek çok sonra düşünülüyor. Böyle düzensiz ve karmaşık yaşama bir de açlık ekleniyor.

Karakterleri tanıyoruz yavaş yavaş, işçilerin yanında kasabanın zengin kesimini, onların umursamazlığını ve acımasız cehaletlerini görüyoruz. Ardından bir grev tertip ediliyor. Bu noktada yazarın detaylı anlatımı ve harika gözlemleri sayesinde, grevin işçiler ve işverenler üzerindeki etkisini, sosyalizm, anarşizm ve bunların zayıf ve güçlü noktalarını görebiliyoruz. Fazlasıyla uzatılmış diye düşündüğüm noktalarda olayların şok edici bir şekilde geliştiğini ve tırmandığını gördüm. Bu nedenle sonuna kadar sabrederek okumanızı tavsiye ederim. Kalbinizi acıtacak ve sizi gerçeklerle yüzleştirecek. Şu anda çocuklar ve kadınlar bunları yaşamıyor diye düşünüyorsanız, üçüncü sayfa haberlerine ve kot taşlama işçilerine bakabilirsiniz, ne yazık ki dünya çok da farklı değil.

Kitapla ilgili hem muhafazakarların hem de sosyalistlerin eleştirileri olmuş. Bu da gerçekçiliğini gösteren bir diğer nokta diye düşünüyorum. Romanın büyük bir kısımında sosyalist işçiler ve sosyalizm yüceltiliyor gibi görünmesine rağmen, zayıflıklarını da gösterdiğinden, eleştiriler alması normal. Yazar çoğunlukla işçileri haklı görüyor, karakterler anlatmak istediğine göre şekillendirilmiş tiplemeler. Ancak Zola büyük bir yazar, bu tiplemeler asla karikatürize değil ve göze batmıyor.

Notlar:

  • Yazar bu romanı 10 ayda kaleme almış:  2 Nisan 1884’den 23 Aralık 1885 arasında. Çıkar çıkmaz sansasyon yaratmış. Yazar da bu romanını başyapıtı olarak görüyormuş.
  • Germinal kelimesi tohum anlamına geliyor. Romandaki umut yeşermesini yansıtıyor.
  • Émile Zola natüralist kitaplar yazmıştır, oldukça gerçekçidir. Madencilerle birlikte yaşayarak gözlem yapmış.
  • Kitabın merkezindeki grev konusu ve siyaset ilgimi çektiğinden, yan hikayedeki aşk ve mutsuz çiftimiz üzerine fazla düşünemedim. Oysa bazı okurlar için çok daha ilginç olacaktır. Yani romanı sadece fakirlik ve grev sanmayın, tabii aşk da mevcut.