Başucumda Müzik – Kürşat Başar

Başucumda Müzik’i Yaz Okuma Şenliği “Müzik temalı kitap” kategorisi için seçmiştim. Ancak kitabın müzikle yakından uzaktan ilgisi olmadığı ortaya çıktı. Üstelik daha önce Menderes döneminde bir politikacının yasak aşkıyla ilgili olduğunu da duyduğumdan, Menderes’in şarkıcı sevgilisini anlatıyordur, ondan müzikle ilgilidir diye de kurmuştum kafamda. Hayaller gerçekle uyuşmadı. Aslında Fatin Rüştü Zorlu ve sevgilisi Vesamet Kutlu’nun öyküsü çıktı.

Kitabı plajda yatarken, durakta otobüs beklerken ve sağda solda boş durmamak için okudum. Kürşat Bey’i üzmek istemem ama ne yazık ki daha fazlasını da yapamazdım. Sıkıcı ve anlamsız bir kitap. Sonradan eleştirilere baktığımda bazı hanımların “harika bir aşk, birçok kez okudum, ay ben bir ağla, bir ağla okurken?!” gibi yorumlar yazdıklarını gördüm. Bu beni şaşırttı. Benim tutku ve aşktan anladığım bu değil demek ki.

Karton karakterler… Biraz tutkulu ve hayatla ilgili görünen tek karakter anlatıcının en yakın arkadaşı Ayla. Çünkü işini severek yapan, bazı amaçların peşinden koşan, o arada da aşık olan biri. Ancak bizim ana karakter (ki ismini öğrenemedik) işsiz güçsüz boş boş gezinip sürekli sıkılıyor, kendisini şımartan iki erkek tarafından “ay bizim kız da hep böyle aklına eseni söyler, çok özgürlüğüne düşkündür” tavırlarıyla pohpohlanıyor. Aşık olunan evli politikacı ise bambaşka bir hikaye. Farklı fikirleri var, kendisini bir anda istemeden politikanın içinde buluyor, ne eşiyle ne çocuğuyla ilgileniyor varsa yoksa sevgilisi. Romanda bu cümlenin ötesinde bu adamla ilgili bir şey öğrenmek mümkün değil. Başlarda anlatım biçimi sayesinde biraz merak uyandırsa da, ortalara doğru aslında olayların pek bir yere varmayacağını anlayıp sıkılıyorsunuz. Sonlara doğru ise sürekli tekrara düşüyor.

Okurken sürekli “şimdilerde fuckbuddy dediğimiz şey buna baya benziyor” diye düşünmeden edemedim. “İlişkimiz olsun isterim ama olamaz, o zaman ikimiz de kafamıza göre takılalım ama birimiz diğerini her çağırdığında gelsin. Vallahi aşığım, çok seviyorum ya inan bak!” diye özetlenebilecek bu ilişkiden ilginç bir roman çıkarılabilirdi ama olmamış.

Özellikle 1950-60 dönemi, ihtilal öncesi, Avrupa şehirleri ve Menderes’in idama uzanan hayatı tamamen ıskalanmış. Bahsedilse de dekor olmaktan öteye geçememiş. Tarihi roman/büyük aşk hikayesi olabilecekken, dedikodudan beslenen, tek boyutlu bir öykü olabilmiş. Senaryo gibi kitap. Gerçek ilişkinin ayrıntılarını öğrenince Kürşat Başar’ın başarısız yazımına iyice sinirlendim.

Notlar:

  • Kitap müzik temalı çıkmadığı için kendime 10 puan yazıp yazmama konusunda kararsızım. Jüri olarak Pınar Hanım’a danışsam mı? Sayfa sayısı 440.
  • Romanı okurken hissedemediğim “büyük aşk” mevzusunu, sonradan gerçeği araştırırken hissettim. Fatin Rüştü Zorlu’nun ailesinin Vesamet Kutlu’yu kabul ettiğini, Vesamet Hanım’ın bir daha evlenmeden Fatin Bey’in anılarıyla yaşadığını okudum. Ayrıca Fatin Bey’in evliliğinin pek iyi gitmediği biliniyormuş ve devleti temsil ettiği yurtdışı gezilerine bile Vesamet Hanım’la gidiyormuş. Bu şekilde okuyunca özel hayata burun sokmuş gibi bir yandan utanıyorum ama bir yandan da dedikodu insanı cezbediyor. Üstelik ülke tarihine damga vurmuş bu insanların hareketleri pek de özel sayılmaz. Fatin Rüştü Zorlu’nun pek de temiz bir politikacı olmadığı konuşulurken, bunları da öğrenmek istiyor insan.
  • Emin Çölaşan, 1987’de Vesamet Kutlu ile bir röportaj yapmış. Bu röportajdan bazı kısımları internette bulabilirsiniz ancak röportajın yer aldığı Unutulmayan Söyleşiler – Tarihe Düşülen Notlar kitabı şu an tükenmiş durumda. En ilginç kısım şu: Vesamet Hanım diplomat eşiyle Hindistan’dayken, Fatin Bey’e bir mektup yazıyor. Hava çok sıcak olduğundan, “bu mektubu adem pijamasıyla yazıyorum” diyor. Fatin Bey cevap veriyor: “Keşke adem pijamasıyla elden verseydin” diye… Sonra mektubu Vesamet Hanım’ın eşi buluyor. Gerçekten gözümün önünde canlandırmamın zor olduğu, tam anlamıyla bomba bir anı.
  • Emin Çölaşan’ın 2013’deki bir köşe yazısında bu röportajdan etkilenip kitap yazan Kürşat Başar’ın adı bile geçmemiş. “Bir gazeteci arkadaş o söyleşiyi alıp, kaynak gösterme zahmetine bile katlanmadan “Başucumda Müzik” isimli bir roman yapmıştı!” diyor. Emin Bey bu “esinlenme”den pek hoşlanmamış anlaşılan.