Yaban – Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Yaban, oldukça uzun süredir kütüphanemdeydi, ancak Yaz Okuma Şenliği kapsamında okuyabildim. Nedense yıllardır ne zaman elime alsam, sıkılıp bırakıyordum. (Kitabın arkasında 1.540.000 TL etiket var, liradan altı sıfır atılmadan önce almışım) Yakup Kadri Karaosmanoğlu, taze cumhuriyetimizin önemli yazarlarından biri. Okullarda bol bol Yaban değerlendirmeleri dinledik. Ancak şu yaşımda okuyarak, okulda duyduklarımın ötesine geçebildim. Kısaca özetlersek roman, Anadolu’nun çorak bir köyünde, Kurtuluş Savaşı sırasında geçiyor ve aydınlarımız ile köylümüz arasındaki uçurumu anlatıyor. (Spoiler: Köylüler kötü adam)

Yaban, üzücü bir roman. İnsanı sinirlendiren, üzen, dertlendiren, bunaltan bölümleri var. Nasıl bir insan olduğunuz farketmez, sizi bir yerinizden yakalayıp yaralayabilir. Köylüyseniz ya da kentliyseniz, ülkenizle, Türk olmakla, cumhuriyetle ilgili ne düşünüyorsanız, Osmanlı’yı özlüyorsanız veya Mustafa Kemal Paşa sevdalısıysanız farketmeyecek. Türk köylüsünün ne kadar harika olduğunu düşünüyorsanız, sizi kıracak. Gerçekleri yüzünüze vuracak. Bu anlamda “güzel” sözcüğünü kullanmak istemiyorum, malum kitapta pek güzellik yok, ancak etkileyici diyebilirim. Tabii bu fikrimi paylaşmayan pek çok insan var. Yakup Kadri’nin bu romanda Türk köylüsünü aşağıladığını, Mustafa Kemal’i yüceltmek için dalkavukluk yaptığını düşünenler var. Bunda doğruluk payı olsa bile, körü körüne bir dalkavukluk görülmüyor. Romanın, 1932 yılında Kadro Dergisi’nde yayımlanması da bu dalkavukluk düşüncesini perçinliyor, çünkü Kadro Dergisi Cumhuriyet devrimlerini halka kabul ettirmeye çalışan bir grup düşünür ve yazarın çıkardığı dergiydi. Ancak, iktidarın düşünceleriyle uyuşmayan görüşleri olması nedeniyle kapatıldı.

Yaban
Yaban

Bana oldukça trajik gelen bir durum var: Yaban’da Yakup Kadri, okura direkt olarak sesleniyor ve “Aydınlar, köylere ulaşamadı, İç Anadolu’nun bu perişan hâlini düzeltemedi. Suç hepimizin, halka inemedik” diyor. Kadro Dergisi de aynı şekilde halka ulaşamamış, çoğunlukla resmî kurumların satın aldığı bir dergi olarak kalmış.

Kitabın edebi bir şahaser olduğunu söylemek mümkün değil. Ana fikrini verebilmek, derdini anlatabilmek için seçtiği yazım türü ve anlatım biçimleri parlak sayılmaz. Yine de sürekli romantik bir şekilde yüceltilen köylülere, cennet gibi tasvir edilen Anadolu’ya, güzelliğini övüp durdukları köylü kızına farklı bir bakış var, bu beni tatmin etti. O zaman neden 2 yıldızcık verdim? Yazım türü ve anlattığı öykü itibariyle sıradan okura hitap etmiyor, dönemle veya edebiyatla ilgilenenlere göre.

Roman, her ne kadar şehirli insanı daha başka bir yere koyup, köylüyü aşağılıyor gibi görünse de, konu kadınlara gelince şehirli köylü ayırmadan, ikisini de aşağılayıveriyor. Yazara göre şehirli kadının güzel ve işveli olması harika bir meziyet, ancak kadına fazla da yüz vermemek lâzım, sevildiğini hissedince şımarırmış. Demek öyle Yakup Kadri Bey… Demek öyle… Zaten karakterinin yarattığı hayal kırıklığını da unutmadım.

Notlar:

  • İletişim Yayınları’nı yıllardır bu kitabın kapağına 198 yaşındaki Yakup Kadri fotoğrafı koydukları için kınıyorum.
  • İnceleme içeren önsöz ve Yakup Kadri’nin eleştirilere verdiği cevabı içeren metin de kitapta yer alıyor. Önsöz okumayı seven nadir insanlardanım, bu ek bilgiler hoşuma gitti.
  • Kadro Dergisi ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu dilde sadeleşmeden yana olduğundan, kitabın dili günümüze uygun ve tamamen anlaşılır.
  • Kitabı Yaz Okuma Şenliği kapsamında okuduğumdan kendime 10 puan yazdım. 254 Sayfaydı.