Triffidlerin Günü – John Wyndham

Triffidlerin Günü, yaklaşık 20 yıldır bilimkurgu okumama rağmen gözden kaçırdığım bir kitaptı. Bunda şaşıracak bir şey yok, çünkü dilimize henüz çevrilmemiş böyle bir sürü gizli hazine var. John Wyndham ismini bilmiyordum, yabancı kaynaklardaki “Ölmeden Önce Okunmalı” veya “En İyi Bilimkurgu Eserleri” gibi listelere bakmamıştım. Kitap okumayı seven, fakat tembel biriydim.

Neyse ki o günler geride kaldı. Daha aktif bir okur oldum. Kaldı ki ben aktif olmasam da kült eserler Türkçe’ye kazandırılıyor. Bunlardan biri John Wyndham‘ın Triffidlerin Günü romanı. Delidolu Yayınları, bu kitabı kalın kapakla, ciltli basmış. Bir kitapçıda rastlayınca alıp okumak isteyeceğiniz çekici bir baskı olmuş. Romanın konusuyla ilgili çok şey söylemeye gerek yok, Delidolu’nun güzel bir web sitesi var. Yine de adettendir, şöyle biraz bahsedeyim: Daha önce varlığı bilinmeyen triffid isimli bitkiler ortaya çıkar. Bunların insanlara tehdit oluşturabileceği tahmin edilmez. Yalnızca bilim insanlarının ilgisini çekerler, bir de ticari kaygıları olanların. Oysa bir gün neredeyse herkes kör olur. Bunun triffidlerle bir bağlantısı olup olmadığı belirsizdir, triffidlerin oluşturacağı tehdit de öyle. Olayları karakterlerimizle birlikte takip ederken post apokaliptik bir Londra’da geziniyoruz.

Körlük denilince hemen aklımıza Saramago‘nun Körlük’ü geliyor. Triffidlerin Günü’ndeki körlük bundan biraz farklı. Öncelikle okurken o kadar da içiniz kararmayacak. İlk kez 1951’de yayımlanan bu romanda daha hafif ve nazik bir tavır var. Yine de şiddeti ve acımasız gerçekleri yazmaktan da kaçınmamış. Bu nedenle ilk dönem bilimkurgu kitaplarındaki çocuksu tavırdan uzak diyebilirim. Yazarın savaş görmüş olması, genetiği değiştirilen tohumlar gibi konulara ilgi duyması bu romanı gerçekçi kılıyor.

Romanda ana karakter erkek, ancak yanında bir de kadın karakter var, ki zaten bu tür bir romanda erkeğin kendisine bir hanım arkadaş bulmamasını garipserdik. Okuduğum özetlerde bu kadın karakter “parti kızı” olarak belirtilmiş fakat bence bu yanlış bir yönlendirme. John Wyndham 1950’lerde yaşayan bir erkek yazara göre gayet aklı başında bir kadın karakter yaratmış. Yanlış anlaşılmış ve küçümsenmiş kadın karakterimiz gayet kendine güvenli. Bu da benim gözümde bir artı puan daha oldu.

Notlar:

  • Türkçe’de ilk kez yayımlanan bu romanı okumanızı tavsiye ederim. Umarım yazarın diğer romanlarını da okuyabiliriz. Şimdilik Delidolu bir de Krizalitler‘i bastı.
  • İngilizlerin ve BBC’nin “sanatçısına sahip çıkan” tavrına hayranım. John Wyndham belgeselleri, Triffidlerin Günü uyarlamaları, diziler filmler… Ne ararsanız var. John Wyndham belgesellerinden birinin linkine Delidolu’nın websitesinden ulaşabiliyorsunuz, ancak yalnızca ilk bölümü Türkçe altyazılı.
  • Yazar özel hayatını gizleyen, arkadaşlarına bile pek açılmayan biriymiş, bu nedenle biyografilerinde pek detay bulmak mümkün değil. Günümüzün “kendini tüm çıplaklığıyla ortaya koyma” modasıyla karşılaştırınca oldukça ilginç, neredeyse insanı zorlayan bir tavır. Çekici bir yanı da yok değil tabii.