2312 – Kim Stanley Robinson

Kim Stanley Robinson’ın Kızıl Mars isimli romanını yıllar önce okumuştum. Romanı nasıldı pek hatırlamıyorum, ancak Mephisto’da gezerken “Yeni Çıkanlar” arasında 2312’yi gördüm ve ismini hatırladım. Üstelik bu romanla ilgili övgüler de işitmiştim. Hemen okumaya başladım, iyi bir bilimkurgu romanına sık sık rastlamıyorum.

2312, Asimov’un bilimkurgu/dedektiflik romanlarını anımsatan bir gizemle başlıyor. Olayları anlatırken, gelecekle ilgili tahminlerde bulunuyor, toplumsal eleştirilerini de iletiyor. Sürprizleri bozmadan, biraz bahsedeyim: Dünyalılar küresel ısınma ve benzeri çevresel felaketlerden artık kaçamaz noktaya gelmişler, Ay, Merkür, Mars, Satürn gibi pek çok gezegende şehirler inşa etmişlerdir. İnsanlar artık kendilerine çeşitli “eklemeler” yapabilmekte, kolayca cinsiyet değiştirebilmektedir. Bu değişiklikler arasında insanın kendisine kedi mırlaması veya yapay zeka ekletmesi bile vardır. İnsan yaşamı 200 yıl civarı sürdüğünden, neredeyse herkes yaşamının bir kısmını kadın, bir kısmını erkek olarak geçirebilmektedir.

Fakat şartların iyileşmesi, insanlığın değişeceği anlamına gelmiyor. Dünyada hala politik çekişmeler vardır, Çin büyük bir güç olarak herkesi tehdit etmektedir, hala terör olayı yaşanabilmektedir vs vs.

İlginç fikirler öne sürdüğü, farklılıkları kucakladığı ve bilimsel araştırmalar sayesinde insanlığın gelişebileceği umudunu verdiği için kitabı sevdim. Ancak anlatımının ve karakterlerinin pek güçlü olduğunu söyleyemeyeceğim.

Yazar büyük resme bakmış, tüm güneş sistemi için yeni bir düzen oluşturmuş. Aralarda kısa açıklama bölümleri ile yarattığı düzenin tarihçesini de özetlemiş. Ana karakter yüz yaşını geçkin bir Merkürlü, Swan. Swan bir kadın olarak tasvir ediliyor ancak teknolojinin tüm imkanlarından faydalanmış, erkeklik organı da mevcut. Birçok eseri olan bir sanatçı… Fakat nasıl  oluyorsa tam bir ergen gibi davranıyor. Ne kadar “yapmaması gereken” şey varsa yapıyor, çoğu zaman aptalca davranıyor. Hadi bunlar romanın akışı için gerekli diyelim, peki neden bu karakter ne yaşına ne konumuna uygun tavırla karşılaşamıyor? Sempatik uçarı kız ile aklı başında adamın aşk hikayesi yaratılmış, fakat bu yüz küsur yaşındaki iki “uzaycı”nın aşkıysa durum biraz tuhaf oluyor.

Sonuç itibariyle 500 sayfalık bu eseri merakla ve ilgiyle okudum, ancak yazımının harika olmadığını ve sonunun kötü bağlandığını da düşünmeden edemedim.

Notlar:

  • Bu roman Nebula – En İyi Roman Ödülü sahibi ve  Hugo Ödülü Adayı. 2012’de basılmış ve 2013’de ödül almış olmasına rağmen Türkçe’de ancak okuyabildik.
  • Bu yazarın Kızıl Mars isimli romanı meğer bir üçlemenin ilk romanıymış. Devamında Yeşil ve Mavi Mars da varmış. Fakat Türkçeleri yok! Umarım bu aralar harika bilimkurgu romanları basan İthaki bu işe de el atar. 2312, Robinson’un 17. kitabıymış oysa biz sadece 2 romanını biliyoruz.
  • Romanda hoşuma giden sözcükler vardı, örneğin performans sanatı için abramovic, heykel için goldsworthy kullanılmış. (Andy Goldsworthy ve Marina Abramovic’in isimlerinden hareketle) Dünyada iz bırakmış sanatçı ve biliminsanlarının anılması, uzaya kadar uzanan yolculuğumuzda bu kişilerin ne kadar önemli olduğunu hatırlatması açısından çok hoş.